10 Ekim 2026, 11:25:18
Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 24°C
Açık
Ankara
24°C
Açık
Paz 26°C
Pts 25°C
Sal 22°C
Çar 21°C

Güç ve Adalet

z.tekin@alparslan.edu.trAkademisyen - Yazar
6 Kasım 2021 22:06

İnsanı ve adaleti yaşamının merkezine almış olan İslam düşünürü ve bilgesi Sadi Şirazi’nin çoban metaforunun altında adalet ile bezenmiş siyaset felsefesi yatmaktadır. Metaforda kral çoban, halk ise sürüdür. Şirazi, çobana şu nasihatlerde bulunur:

* Zayıfların savunucusu ol. Sakın ha bencil olayım deme. Eğer sırf kendi rahatını düşünecek olursan, senin iktidarında kimse rahat edemez. Kurt sürüye dalmışken çobanın uyuması akla ve bilgeliğe aykırıdır.
* Halkını incitme. Onlara iyi davran çünkü ancak bu şekilde iktidarını devam ettirebilirsin. Halk, iktidar ağacının kendisinden çıktığı köklerdir. Ağaç ise kökleri sayesinde sağlam ve güçlü durur. Allah seni onların nezaretine vermiştir, sen çobansın, sürüne hainlik edip de kurt gibi davranmayasın.
* Bir ülkede halkı iktidarından hoşnut görmezsen, o ülkede refah ve mutluluk arama, başını al başka yere kaç.
* Sürekli halkını düşün ve halkının mutluluğunun nerede olduğunu araştır. Düşkünlerle, yaşlılarla, öksüzlerle, çocuklarla ve yoksullarla ilgilen. Onları koru, ihtiyaçlarını gider, çünkü onların sevinci senin sevincindir.
* Halkın üzerinde baskı kurma. Baskı yolunu izleyen bir padişah kendisine faydası olabileceği bir günde en iyi dostunu bile düşman yapar.
* Devlet başkanı ve ordu güçlü olanların zayıfların haklarını çiğnemesini engellemek ve halkın haklarını korumak için vardırlar. Güçlülerin haksızlık yapmasını engellemeyip kendi halkının mülkiyet hakkını çiğnemek yöneticiye yaraşmaz ve bu durumda devlet devam edemez.
* Üç iş, toplumda çirkin görünür: Padişahlarda sertlik, bilge ve alimlerde mala karşı hırs, zenginlerde cimrilik.
* Zaman daima galip gelir. Sana da sıra gelecek sen de bir gün bu dünyadan geçip gideceksin. İyi niyetle yapılan nasihat, hastalığı tedavi etmede ilaç gibidir.
Şirazi’nin çokça üzerinde durduğu güç ve adalet kavramları geçmiş zamanlardan günümüze dek tartışılmış; insanlar, adaletsizlik, eşitsizlik, etnik ve ırksal ayrımcılık, güçlü olanın zayıf olanı ezmesi, sömürü gibi pek çok deneyim yaşamışlardır. En güçlü ve en uygun olanın ayakta kaldığı düşüncesini savunan İngiliz filozof Herbert Spencer, Sosyal Darwinist kuramın temsilcileri arasındadır. Spencer, doğadaki gibi toplumlarda da doğal seçilim, ayakta kalma ve adaptasyon süreçlerinin var olduğunu ileri sürmektedir. Sosyal Darwinizm, yaşamak için mücadele etmek gerektiği düşüncesinin toplumsal hayata yansıtılmasıdır.
Şu dünyada kimi insanlar gücün sahibi iken kimileri güç peşinde koşmakta kimileri de güç karşısında ya mücadele etmekte ya da güce istemeden ezilmemek pahasına boyun eğmektedir. Güç, başkalarını etkileyebilme, ona istediği şeyi yaptırabilme, olayların akışını değiştirebilme yeteneği ve kapasitesidir. John French ve Bertram Raven (1959), üç kişisel (uzmanlık, bilgi, karizma); üç yapısal (ödül, ceza, meşruluk) olmak üzere güce ait altı kaynak tanımlamışlardır.
Yalnızca iyi olan insanlar gücü ellerinde tutsalar, belirli mevkilere gelip zirvede olsalardı ne kadar iyi olurdu değil mi? Su, zeytinyağından daha duru ve saftır ama yağlı su ile dolu bir şişeyi hızlıca salladığımızda her iki sıvı birbirine karışsa da çok kısa bir süre sonra zeytinyağının yüzeye çıktığını görebilirsiniz. Su ve yağ, var oldukları günden bu yana savaş halindedirler. Tıpkı iyi ve kötünün savaşında olduğu gibi.
Şirazi’yle başladık madem söze, onun “Cemşid ve Çeşme Taşı” hikayesi ile bitirelim sözümüzü: “İyi huylu Cemşid meğer bir çeşme taşına şunları yazdırmış: Bizim gibi nice insanlar vardı, bu çeşme başında oturdu, dinlendi, sonra da gözlerini kapayıverdi. Kimi mertlikle, kimi kuvvetle dünyaya hükümdar oldu. Ne ki aldıkları yerler hep geride kaldı. Süleyman Peygamberi düşünün. Mal-mülk, güç-erk her şey ondaydı. Tahtını sabah-akşam rüzgarlar taşırdı. Peki, şimdi o taht ve sahibi nerede? Asıl mutlu kişi şöhretini ilmiyle adaletine borçludur. Gelen, gider; eken, biçer. İnsana iyi ya da kötü bir ad kalır geride. Düşmanını yendiğinde onu öldürme. Bu yenilginin acısı ona yeter. Düşmanının minnet ederek dolaşması; kanının eteğine bulaşmasından daha iyidir.”
Neye inanıp değer veriyorsak gücün sahibi odur. Aklınızı, ruhunuzu, inancınızı, çevrenizi ve bedeninizi güçlü tutmanız dileğiyle…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.