Dolar 32,5970
Euro 34,7616
Altın 2.497,65
BİST 9.524,59
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 20°C
Yağmurlu
Ankara
20°C
Yağmurlu
Cts 18°C
Paz 20°C
Pts 24°C
Sal 26°C

Akan Abdula ile Türkiye’nin Bilinçaltına Bakış: ‘Toplum Büyük Bir Şefkat Arayışı İçinde’ -HABER Mustafa AKGÜL

Akan Abdula ile Türkiye’nin Bilinçaltına Bakış: ‘Toplum Büyük Bir Şefkat Arayışı İçinde’ -HABER Mustafa AKGÜL
1 Nisan 2024 19:01

SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği’nin ‘Serenita Buluşmaları’ adını verdiği etkinlik serisinin dördüncüsünde, FutureBright Group Kurucusu ve SES yönetim kurulu üyesi Akan Abdula ile “Türkiye’nin Bilinçaltında Neler Oluyor” başlıklı bir söyleşi düzenlendi.

Moderatörlüğünü Gülseren Onanç’ın üstlendiği buluşmada Türkiye’de çekirdek aile kavramı ve demografik yapının dönüşümü, gençlerin geleceğe bakışı ve yapay zekanın olanakları masaya yatırıldı.

SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği’nin ‘Serenita Buluşmaları’ adını verdiği etkinlik serisinin dördüncüsünde, FutureBright Group Kurucusu ve SES yönetim kurulu üyesi Akan Abdula ile “Türkiye’nin Bilinçaltında Neler Oluyor” başlıklı bir söyleşi düzenlendi.

Moderatörlüğünü Gülseren Onanç’ın üstlendiği buluşmada, Türkiye’de çekirdek aile kavramı ve demografik yapının dönüşümü, gençlerin geleceğe bakışı ve yapay zekanın olanakları masaya yatırıldı.

Abdula konuşmasının ilk bölümünde gelecek 10 yılda Türkiye’de aile ve tipolojisinin nasıl değişeceğini ve kültürel iklimin bundan nasıl etkileneceğini özetledi.

Mega şehir sayısının artacağına vurgu yapan Abdula şunları söyledi:

“İç göç, Türkiye’nin geleceğini derinden etkileyecek. İç göç devam ettikçe büyük şehirler mega şehirlere dönüşmeye devam edecek. Şu an üç tane mega şehrimiz var: İstanbul, Ankara, İzmir. 10-15 sene içinde 12 mega şehir daha geliyor. Mega şehirler hiç istediğimiz şeyler değil. Mega şehir demek emisyon demek, çöp demek, mega şehir problem demek. Mega şehirlere dönüşecek mega şehirlerin başında Antalya yer alıyor. Sonra Bursa, Kocaeli, Adana, Muğla, Mersin, Konya geliyor.

Bunun sonucunda çok büyük bir değişim bekliyor bizi. Mega şehir pahalı metrekare demek. Bununla gelen barınma krizi bizi küçük metrekarelere mahkum ediyor. Küçük metrekarelere girince ne değişiyor? Çocuk sayısı düşüyor. 2001 yılında hane başına 3 çocuk düşüyordu, 2021’de 1 çocuk düşüyor. Aileler küçüldükçe ne olur? Geniş aile kavramı kalmadı neredeyse, çok çocuklu ailelerin oranı yüzde 12. Mikro aileler büyüyor; anne, baba ve tek çocuk. Bu da temelden kültürü temelden değiştiriyor. Aile tipolojisi mikro ailelerin dışında, çocuğu olmayan evli çiftler segmenti çok hızlı büyüyor. Tek kişilik hane tipolojileri çok hızlı artıyor. Tek kişilik hanelerin sayısı 5.2 milyona ulaştı. Bir diğer büyüyen aile tipolojisi de bekar anneler. Şu anda bekar annelerin sayısı 2 milyona yakın. Böyle devam ederse 100 evliliğin 40’ı boşanmayla sonuçlanacak. Dolayısıyla bambaşka bir aile tipolojiyle karşı karşıya kalacağız. Bu Türkiye’nin kültürümüzü, olaylara bakış açımızı çok derinden etkileyecek.”

“Gençler barışabilir”

Gençlerin geçmiş sosyolojik yaralarını sırtlarında taşımak istemediğini ifade eden Abdula, gençlerin toplumsal barış için bir umut olabileceğine dikkat çekti:

“Hane tipolojisinin değişmesi kolektif kültürün aşınacağı anlamına geliyor. Bireysel değerler yükselişte. Türkiye modernleşiyor. Alttan gelen gençlik sosyolojik yaralarını sırtlarında taşımak istemiyor. ‘Tabela üniversiteler’ çok eleştiriliyor ancak bu üniversitelerin Türkiye’yi sosyolojik olarak iyi geldiğini söylemek mümkün. Çünkü buralarda çocuklar bir araya geliyor ve barışıyorlar. Gelecekte daha barışmış bir jenerasyon göreceğimizi düşünüyorum. Bütün kavganın döndüğü 4 segment var: Endişeli modernler, mazbut modernler, modern muhafazakarlar ve geleneksel muhafazakarlar. Mazbut modernler ve geleneksel muhafazakarlar uçta. Endişeli modern ve modern muhafazakar gençlerin ortak yönleri var. Hamasi hikayelerden mazbut modernler ve geleneksel muhafazakarlar kadar etkilenmiyorlar. Bu da barışma ihtimalini doğuruyor. Mega şehirleşme bu kitleleri birleştirecek ve Türkiye 10 yıl içinde bazı değişimler yaşayacak.”

Konuşmasının ikinci kısmında Türkiye’de toplumun mevcut ruh halini ortaya koyan Akan, ciddi bir kaygı bozukluğu sorunuyla karşı karşıya olduğumuzu ifade etti:

“Türkiye’de 300’e yakın proje yaptık. Bunların toplamındaki imgesel dünyalara ve metaforlara bakınca Türkiye’nin bilinçaltını okumak mümkün. 29 ana metafor üzerinden dünyayı algılıyoruz. Her bir metaforun altında binlerce benzetme var. Kişiler mevcut problemini tanımlarken ‘kalıp kuvvet’ ve ‘ters kaynak’tan bahsetmişler. Bu ne anlama geliyor? Eğer kalıp kuvvet ve ters kaynak bir araya gelirse veritabanımız o kişinin anksiyete içinde olduğunu söylüyor. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Türkiye ciddi bir kaygı bozukluğu içinde. Kaygı yaşayan bir insan ne ister? Kontrol duygusunu geri ister. Ama şu anda bunu geri alamıyor. Kalıp kuvvet ve ters kaynak bir araya gelirse bir problem daha ortaya çıkıyor. Duygularımızla bağlantı kurmakta sorun yaşıyoruz. Bir de gördüğümüz son bir şey daha var. Çok regresif davranışlar sergiliyoruz. Hiç kimse şu an bulunduğu durumu sevmediği için herkes bir önceki iyi durumuna dönmeye çalışıyor. O kadar bugünü kabul etmek istemiyoruz ki regresif davranışlar sergiliyoruz. Geleceği konuşmak için bugüne gelmemiz lazım ama biz bugünde yaşamıyoruz.”

Toplumun ciddi bir özveri ve şefkat arayışı içinde olduğunu ifade eden Abdula, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Eskiden ölçümlemelerimizde empati ihtiyacı çıkıyordu. Şimdi empati değil, şefkat çıkıyor. Empati, ‘Ben seni anlıyorum’ iken, şefkat ‘Ben sana yardımcı olmak için buradayım’ anlamına geliyor. Korkunç bir şefkat açlığıyla karşı karşıyayız. Bu şefkati bize kim gösterecek, bilmiyoruz. Godot’u bekler gibi bir halimiz var.”
KAYNAK:SES Eşitlik,Adalet,Kadın Platformu Bülteni

#MustafaAkgülEğitimciYazar

#BaşkentHaberGenelYayınYönetmeni

#OkuyalımOkutalımFarkındaOlalımTÜRKİYEM.

mustafaakgul06@gmail.com
Tel:05052762754

Eğitimci Yazar Mustafa Akgül mustafaakgul06@gmail.com Nevşehir'in  Ürgüp İlçesi  Ayvalı(Aravan) Köyün'de doğmuş,ilkokula başladığı yıl Kapadokya'nın sihirli,mistik dünyasından Ankara'ya göçmüştür. ilk ve ortaokulu Kayaş'ta lise eğitimini Atatürk Lisesi'nde tamamlamıştır Hacettepe İstatistik'ten ayrılıp Gazi Üniversitesi İşletme'yi bitirmiş aynı üniversitede yüksek lisansa başlamış ve halen Hacı Bayram Üniversitesi Sosyal Bilimler İşletme Yüksek Lisans öğrencisidir , Anadolu Üniversitesi  Kamuyönetimi Bölümü'nüde bitiren Mustafa Akgül,yerel ve ulusal basında dönem dönem güncel olaylara ve eğitime ilişkin yazılar yazmaktadır Halen ilkokul öğretmenliği yapan Mustafa Akgül'ün bir grup öğretmen arkadaşı ile birlikte çıkardığı Katre-i Hatıra,anı ve Heybe isimli şiir kitabı vardır Şuanda da Başkenthaber.Org'un haber editerlüğü görevini yürütmektedir  
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.